Merhaba

2400 yıl önce Hipokrat o meşhur yemini kaleme aldığında elbette ne şimdi ki kadar hastalıklar vardı ne de ilaçlar. Örneğin stres hayatımıza bu kadar müdahil olmuyor, basit bir virüs dünyamızı bu kadar çabuk karartmıyordu. Fakat dönen takvim yaprakları sadece teknolojiyi geliştirmedi, tıp alanında da ilerlemeler görüldü. Bin yıl önce hangi hastalıktan öldüğü belli olmayan birisinin artık erken dönemde hastalığı belirleniyor ve tedavisine başlanıyor.

Yine de insanoğlunun bu kutsal mücadelede başarısız olduğu söylenemez. Çok değil daha 10 yıl önce milyonlarca insanın hayatını tehdit eden, binlercesini öldüren hastalıklar artık korkulu rüya değil. Her yıl literatüre eklenen yeni teşhis ve tedavi yöntemleri ile en ince kılcal damarlara giriliyor, yapılamaz denilen cerrahi müdahaleler yapılıyor. Böylelikle insanoğlu’nun ortalama yaşam süresi giderek uzuyor. Hipokrat’ın yaşadığı dönemde doğduğunda beklenen insan ömrü sadece 7.000 günken (20 yıl); bu rakam tıp bilimi sayesinde 30.000 güne (82 yıl) kadar çıkarıldı. Hedefse 120 yıla kadar uzatabilmek.

Görünen o ki;
Hastalıklar ile tıp bilimi arasındaki mücadele insanlık tarihi boyunca devam edecek.

Kazanan ise her zaman insanoğlu olacak…

Sevgi ve Saygılarımla,